Yıllardır oldukça fazla rahatsız olduğum konulardan biridir “onların konuşulması “. Neden onları konuşuyoruz hep?

“A Aslı bunu dedi”, “Makbule kilo almış “, “Fatma saçını boyamış, yakışmamış”  vs… Sanırım biraz da az okuyan toplum olmamızdan kaynaklanıyor bu konuşacak konu bulamama sorunu. Yani duruyoruz, duruyoruz bunları konuşuyoruz. Tabii arada televizyonda izlediğimiz haberlerin etkisi altında milletin politikalarını da tartışıyoruz. Baykal bunu dedi, Erdoğan bunu niye dedi?! İş mi bu şimdi? Bu bahsettiğim  “Onları konuşma” eylemi (politikadan bahsetmiyorum) bir dedikodu mekanizmasıdır. Peki size soruyorum:  “Dedikodu yapmanın beyni küçülttüğünü biliyor muydunuz? ” Bilmiyorsanız bir önceki cümlemi eğer atlamadan okuduysanız öğrenmiş oldunuz. Dedikodu 40 mahalleye zarar derler. Böyle miydi bu söz? Emin değilim ama böyle değilse de ben böyle söylüyorum. Buraya da yazdım. (: Bir yerden bir arkadaşımızın söylediği bir sözü duysak hemen bir soğukluk sokarız araya. (Aslında biz diye bahsettiğime bakmayın şahsen bu tür davranışlardan %90 oranında uzak duran biriyimdir. Bana güvenebilirsiniz. (: ) Sonra gerçek bir arkadaş, bir dost olamamışsak aramızdaki uçurum büyür de büyür. Zamanla hiç selam vermez , aramaz sormaz iki eski arkadaş oluruz. Komik olan ne biliyor musunuz? Ortada önemli sayılabilecek hiçbir sorunun olmaması, hatta bir kavganın, bir tartışmanın yaşanmamış olması. Çok ilginçtir ki bu söylediklerimin bazılarına yabancı gelmesine rağmen, bazılarınıza tanıdık geliyor olması. Buna eminim. Burada bir yanlışlık yok. Durumumuz budur.

Sorunu tespit ettik. Peki nasıl çözeceğiz? Bu noktada iş hepimize düşüyor. Ben demekle işe girişip, sorunu kökünden çözemeyiz. Biz demeliyiz. Ben senin arkandan konuşmuyorsam, sen de konuşmayacaksın. Bir şey mi duydun, bir sorun mu var ortada? Gelip onlarla konuşacağına benimle konuşacaksın. Çünkü sorun benim, onlar değil! En sevdiğim arkadaşlık ilişkilerinde bu vazgeçilmezimdir. Açık olacaksın arkadaş! Bana anlatacak çok şeyin oluyorsa beni de bana anlatacaksın. Arkadaş arkadaşın aynası değil mi? Neden aynanın arkasını bana çeviresin ki? Söyleyeceklerim bu kadar. Bu konuyla ilgili eklemek istedikleriniz veya aksini düşündüğünüz bir şeyler varsa çekinmeden yorum yapın lütfen. Yanlış bir şey söylediysem affola.

Sevgilerimle.

-d3niz

Not: Bu yazdıklarım gerçek kişilere bir gönderme kesinlikle değildir. Kimse üzerine alınmasın lütfen. Tamamen genel insanlık sorunlarına hitaben yazılmıştır ve bence evrensel olarak nitelendirebiliriz. (:

About admin

Deniz is an Asistant Art Manager at ATIG Investment Securities, one of the remarkable company of the financial sector in Istanbul. She has been working on User Interfaces, Experience and Interaction Design as a lead designer.