:) Selamlaaaar! Nasılsınız efendim? Uzun zamandır yokum diye, yazmayı bıraktım sandınız değil mi? Ha arada ısrarla gelen google bot izlerine rastlamıyor değilim. Onlar da olmasa halimiz yaman..

Başlığa göre giriş biraz garip oldu sanırım. Neyse konuya gireyim ben. Şöyle oluyor… 5 Ağustos’ta ilk kez gittiğim güzel ilimiz Sakarya’da inişte bir hatam yüzünden sert ve artistik bir düşüş yaşadım. 1 metre, 1.5 metre, 2 metre olduğunu söyleyenler var. Şimdi bana sorarsanız 10 metreydi. :D Tabii ki öyle değil… 1.5-2 metre arası diyelim. Düşüş sert de olunca, kemik kırmadan olmaz dedi benim omurlar. T12 omurum atlamış! “Ben kırılcam, bana ne ben kırılcaam!” diye.. O düşüş anı, elbette çizgi filmlerde olduğu gibi 2 saniye bekledikten sonra aşağıya düşüş şeklinde olmuyor. Düşen var mı aranızda? Vardır illa ki. Siz daha iyi bilirsiniz. :) Aniden oluveriyor. Ben de zaten o anda kendimi birden yerde buldum. Off o yere yapışma anım çok kötüydü. Canım çok yandı. Nefes bile zor aldım. :(  Adil hocam sağolsun yanıma geldi hemen. (Kendisi benim yamaç paraşütü eğitmenimdir.) Şokta olup olmadığımı kontrol etti ve 1 dakika içerisinde şokta olmadığıma karar verilerek ambulans çağrıldı. Televizyonlarda gördüğüm gibi bir gecikme bekledim. Ne de olsa dağlarda, yaylalarda uçuyoruz. :) Öyle olmadı. Hemen geldiler. Ambulansla tın tın hastaneye gittik. Bir takım filmler çekildi. Sonuç:

Acil doktoru: “Bir şeyin yok ya. :D Bir kalk yerini değiştirelim?”

Hee oldu! Ben de kabul etmedim tabii. Yanımda da kulüpten arkadaşlarım Murat ve Müge vardı o sırada. Müge de canım ya sağolsun, benim için çok şey yaptı. :) Teşekkür ederim tekrar.

Derken, asıl önemli arkadaş ortopedi uzmanımız geldi. O da şöyle dedi:

Dr: “T12 vertebranız kırılmış görünüyor. Ameliyat olmanız gerekiyor.”

Ben: “Şaka yapıyorsunuz?”

:D Böyle dedim aynen. Yavrum, Deniz’im doktor böyle şaka yapar mı? Adamcağız tekrar aynı şeyi söyledi. E ben şoktan öyle söylüyorum. Keşke doktor tekrar sorunca, hayır şaka yaptım dese diye bekliyorum.. Neyse, o arada ben zaten ağlıyordum. Bir yandan canım yandığı için, diğer yandan babam kızacak korkusu. Yani tabii ki, kaza bu herkesin başına gelebilir. Herkes T12′sini de kırabilir, orasını burasını da. Lakin insanlar uçarken düştüm deyince, anlayışla karşılamıyorlar. :) Karşıdan bakınca mantık çerçevesine oturamayacak kadar şekilsiz bir durum olabilir ama siz yine de bu konuda çaba gösterebilirsiniz bence. Yani olur işte, insanlık hali, spor hali vs…

Derken, ben İstanbul’a dönmek istedim. Oraya ameliyat olursam herşey çok daha güzel olur diye düşündüm. Hani Sakarya’da evimiz de yok ya, o açıdan.. Tabii ki, doktorlar izin vermedi. Tehlikeli bir kırık. Ambulansla da olsa gitme, kal n’olur dediler. Ben de kabul ettim. “Üzülmeyin, tamam beni siz kurtarın! Beni siz kesin, sonra dikin.”  dedim. :D Öyle demedim tabii. İmzayı attım. Doç. Dr. Kamil Çağrı Köse’yi beklemeye başladım. O sırada patronum Umut Bey ve avukatımız Lütfiye Hanım sağolsunlar Yunanistan’dan hızla İstanbul’a geçip, annem ve babamı alarak yanıma uçtular. Annem kıyamam, çok üzgün, babam da kızgın bir şekilde yanıma geldiler. İki selam, kelâm, öpücük herkese vedalaşarak ameliyathaneye geçtim. Sonra doktorla iki sohbet ettik. Üşüdüğüm için üzerime ameliyat örtülerinden örttü sağolsun. :D (Bir bebeğin boğazına kaçan cisme müdahale etmeleri gerektiği için beklemem gerekti.) En son bayılırken, doktora şöyle diyordum,

-Uyanık kalsam olmaz mı?

-Olmaz. Ameliyattan sonra sinirlerini test edebilmemiz için senin uyuman gerek. Lokal anestezide, anestezi yapılan bölge felç oluyor. Bu durumda anlayamayız sonucu.

-Hımm. Ama ben kendimi kaybetmekten hiç hoşlanmıyorummmımmmmmçöçlkpkıopg…

Uyudum sonra. Tabir ettiğim şekilde olmadı tabii ki. Son olarak o cümleyi söyledim. Sonra bir süre suskunluk oldu. Beni test etmek için bana herşeyi sormuş olabilirler ama ben bunu asla öğrenemeyeceğim… :D

Öyle böyle derken çıktım, sonra ertesi gün ayağa kaldırdılar. Benim tansiyonum 20′ye çıkmış sanırım. Kötü oldum o anda. Fenalık geldi. Doktor hemen müdahale etti ve bir daha da kötü olmadım. O gün bugündür yürüyorum. Herşey çok güzel. :)

Emeği geçen herkese teşekkürler.

Sevgiler. :)

About admin

Deniz is an Asistant Art Manager at ATIG Investment Securities, one of the remarkable company of the financial sector in Istanbul. She has been working on User Interfaces, Experience and Interaction Design as a lead designer.